Online İşlem Merkezi
Giriş
Yardım       Yeni Kayıt
Sınav Sonuçları
Giriş
Yardım
2014’E İLİŞKİN BİR DEĞERLENDİRME VE DERSHANELER
20.1.2015 2014’E İLİŞKİN BİR DEĞERLENDİRME VE DERSHANELER 
Türkiye, özellikle son yıllarda her alanda önemli değişim/dönüşüm yaşıyor.  Toplumsal yaşamın gündemine her gün yeni bir konu ekleniyor… Siyasal yaşamın gerginlikleri,  toplumu derinden etkiliyor.
Kuşkusuz Milli Eğitim Sistemi de bu değişim ve etkilenmelerden payını alıyor. Eğitimin her kademesinde neredeyse tüm bileşenlerinde yapılan değişiklikler yönetici ve öğretmenleri ebeveyn ve öğrencileri, toplumu sarsan etkiler yapıyor.
Sınav sistemlerinde yapılan her değişiklikle birlikte geçmişten günümüze özel dershaneler de yıllardır tartışılıyor. Önceleri aslında sistemin bir sonucu olan ama sorunu gibi gösterilen, yasa ile kurulan özel dershaneler, şimdi de hukuk dışı bulduğumuz bir yasa ile kapatılmaya çalışılıyor.
Özel Dershaneler, kurucuları, yöneticileri, öğretmen ve çalışanları bu değişimin en çok etkilenenleri olurken öğrenci ve veliler de gelecekle ilgili yüksek kaygılar içindeler kuşkusuz.

Dershane konusu, geçmişte eğitim sorunlarıyla birlikte tartışılıyordu. Bu gün ise eğitim tartışmalarından uzaklaştırılarak, en yetkili ağızların da ifadeleriyle siyasal bir konuya dönüşmüş durumda ve bundan yüzbinlerce insan etkilenmektedir.

Biz geçmişte  “günah keçisi” yapılıyoruz diyorduk ama bugün dershanelere yönelik hukuk dışı yok etme çaba ve çalışmalarına koyacak bir ad, bir tanımlama bulamıyoruz ne yazık ki.
Dershane ve sınav konusu; siyaset kurumunun hep gündeminde olmuş, popülist yaklaşımlarla hep  “sınavları kaldıracağız”, “dershaneleri kapatacağız” denilegelmiştir.
Bilinen bir örnek olsa da hatırlamak gerekir: 4 Ağustos 1962 tarihli bir gazetenin manşetten verdiği haberde; “Gelecek sene liselerdeki ‘çeşitli olgunluk imtihanları sistemi’ tatbik edilince ÜNİVERSİTE GİRİŞ İMTİHANLARI KALKACAK” deniyordu.
Dershanelerle ilgili tartışmaların eğitim sorunları üzerinden yapılması beklenir. Bu sayfanın sınırlılıkları, bu tartışmalara dar gelir. Ancak eğitim sistemleri içinde özel ders alma ihtiyacıyla şu veya bu adla dünyada pek çok örneği bulunan, tek örnek olarak Güney Kore’de kapatıldıktan sonra Anayasa Mahkemesi kararıyla yeniden açılan,  Ülkemizde açılış ve işleyişleri yasayla düzenlenen ve 12 Eylül döneminde bile kapatılmasından vazgeçilen, sayıları 2002’de 2000 iken 2009’da 4265’e ulaşan  özel dershaneler, bugün pek çok hukuk adamının hukuk dışı bulduğu bir yasa ile  kapatılmaya çalışılıyor.

Temsil ettiğimiz sektör açısından bize göre geride bıraktığımız yılın, 2014’ün en önemli olayı;  sektör temsilcilerinin tüm itirazlarına karşın toplumsal uzlaşmadan yoksun siyasi bir kararlılıkla Mecliste kabul edilen, dönüşüm olarak sunulmasına karşın dönüşemeyenleri 1 Eylül 2015’te kapatan işte bu 6528 sayılı Yasa’nın 14 Mart 2014’te yürürlüğe girmesidir.
Bu Kanun'la (Milli Eğitim Temel Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun)  Özel Öğretim Kurumları Kanunu'ndan "dershane" tanımı çıkarılmış, ortaöğretime veya yükseköğretime giriş sınavlarına veya bu sınavlar kapsamındaki derslere hazırlık kursları açılması engellenmiş, dershane ve öğrenci etüt merkezlerinin 1 Eylül 2015'e kadar dönüşüm için başvurmaları, uygun bulunanların 2018/2019 eğitim öğretim yılı sonuna kadar özel okullara dönüşmeleri hükme bağlanmıştır. Yasaya göre dönüşüm için başvurmayan ya da koşulları uygun olmayan dershaneler, 1 Eylül 2015’te faaliyetlerine son vereceklerdir.

2009’da 4265 olan dershane sayısı bu gün 3200’e kadar gerilemiştir. Bunda ekonominin dayattığı olumsuzluklar, kontenjan artışları, arz talep dengesinin değişmesi gibi nedenlerin yanı sıra dershanelere yönelik karalayıcı ve kapatılacağı söylemlerinin payı büyüktür.

ÖZ-DE-BİR ‘in eğitimimizin düzenlenmesine ilişkin kararlarda geçmişten bugüne durduğu yer; temsil ettiği üyelerinin hak ve menfaatlerinden önce ulusal, toplumsal yarar ve hukuka uygunluk olmuştur.
450’si üye 1300’e yakın dershaneye ve 500’e yakın resmi ve özel öğretim kurumuna kendi alanında hizmet sunan Özel Dershaneler Ve Özel Öğretim Kurumları Birliği Derneği olarak bu ilkeli duruşumuzla yaptığımız tüm çalışmalarda dün olduğu gibi bugün de eğitimi ulusal çıkarlarımızla bütünleştiren, bu anlamda herhangi bir siyasi eğilimin/anlayışın savunucusu olmaksızın üyelerinin yasal hak ve taleplerini önceliklendiren bir sivil toplum örgütü olma kararlılığımızla çalışmalarımızı sürdürmeye devam ediyoruz.
6528 sayılı Yasa’ya ilişkin değerlendirmelerimizin de bu bağlamda düşünülmesini önemsiyoruz. Anayasa Mahkemesine taşınan (18 Nisan 2014), itiraza konu olan bu yasanın dershanelerimizle ilgili düzenlemeleri hakkındaki düşüncelerimizi her fırsatta kamuoyuyla paylaştık, paylaşmaya devam etmeyi görev sayıyoruz.
Dün 'Ülkemiz eğitim sisteminde pek çok sorun varken dershaneleri bu sorunların nedeni gibi göstermek, Dershanelere duyulan ihtiyacı gidermeden, eğitimizin gerektirdiği düzenlemeleri yapmadan fırsat eşitsizliği yaratıyor diye dershanelere karşı çıkarak kapatmaya çalışmak, dershaneler olmadığında sorunların çözüleceğini varsaymak büyük bir yanılgıdır demiştik; bugün de böyle diyoruz. Ancak Sektörün öneri ve uyarılarına kulak tıkanmış; bu alandaki girişimcilerin ekonomik kayıpları, on binlerce çalışanın işsiz kalması göz ardı edilmiş, öğrenme ihtiyaçlarına engel konulmuştur.
Eğitim sorunlarına çözümden uzak siyasi bir karar olarak anılacak bu düzenleme, dershanelerin sistem dışına çıkarılması, dönüştürülmesi(!) dershanelere duyulan ihtiyacı ortadan kaldırmayacak, bilakis eğitim alanında daha fazla kargaşaya neden olacak,  daha büyük fırsat eşitsizlikleri yaratacaktır... Çünkü bu düzenlemeyle, sınavlara hazırlanan yoksul aile çocukları; dershaneye gitme hakları ellerinden alınarak önceden de denenmiş ve verimli olamadığı anlaşılmış okul, halk eğitim merkezi, belediye gibi kurumlarda açılan kurslara mecbur edilirken varsıl ailelerin çocukları, her zaman sahip oldukları özel ders fırsatlarıyla sınav yarışında daha da öne geçmeklerdir.
Bununla birlikte bu düzenleme;
-Özel dershane girişimcilerinin kazanılmış haklarını elinden alan, girişim özgürlüğünü ortadan kaldıran, önemli maddi manevi kayıplar ve mağduriyetler yaratan,
-Öğrenme ihtiyaçlarını karşılamak ve kendini geliştirmek isteyen öğrenciler arasında fırsat eşitsizliklerini artıran, öğrenme hakkını kısıtlayan,
-Sektörde çalışanların işlerini kaybetmelerine yol açan, devlete geçişlerinde de eşitsizlikler yaratan,
-Dönüşmek zorunda kalarak Temel Lise açanların yanı sıra özel-resmi tüm okulların sınavlara hazırlık faaliyetlerini öne çıkarmalarına, böylece örgün eğitimin amaçlarından uzaklaşmasına ve kontrol edilemez boyuttaki kaçak kurumların daha da çok artmasına neden olan bir düzenlemedir.
-Dünyanın demokratik hiçbir ülkesinde kanun zoruyla ve devlet gücüne dayanarak eğitimin hiçbir derdine derman olamayacak, kapatılsalar bile ortadan kaldırılamayacak böyle bir uygulamanın örneği görülmemiştir.
-Biz ülkemizde hukukun işlediğine inanmak istiyoruz. Bu nedenle bu sorun aslında ülkemizin geleceğiyle de çok yakından ilgilidir. Bunun için gerekirse "uluslararası hukuk" süreçlerine başvuracak, "iç hukuk" yollarını sonuna kadar kullanacağız.
Anayasa Mahkemesinden, 5580 sayılı Kanun’un 2. Maddesi b bendindeki «dershane» ibaresi ve f bendindeki «dershane» tanımını yürürlükten kaldıran hüküm ile dönüşümü tamamlamayan dershanelerin ve etüt merkezlerinin 1 Eylül 2015 tarihinde faaliyetlerinin sona ereceğini bildiren hükmün iptalini istiyoruz.
Eğitim sorunlarına çözümden uzak bu düzenlemenin, bu yanlış hesabın Anayasa Mahkemesinden döneceğine inanıyorum.
Yüksek Mahkemenin vereceğine inandığımız böyle bir karar sonunda;
-Eğitim sisteminin temel sorunlarını çözmeden dershanelerin kapatılmasının doğru olmadığı anlaşılacaktır.
-Bir üst öğrenim kurumuna hazırlanan öğrenciler, bu süreçte pahalı özel ders alma arayışına girmeden kurumsallaşmış dershane hizmetlerinden yararlanabilecekler; veliler okullarda verilen kursların dışındaki arayışlarına cevap bulabilecekler.
-Örgün eğitimde “okulların dershaneleşmesi”nin ve her yerde açılan sayıları hızla artan denetimsiz kaçak kursların önüne geçilecektir.  
-Sayıları 100 bini bulan sektör çalışanın gelecek kaygısı ortadan kalkacaktır.
-Dershaneciler 1 milyarı aşan yatırımlarını korurken devlet de 3 milyon işsiz ordusu karşısında hem yeni istihdam yaratma yükünden hem de vergi kayıplarından ve ödemek zorunda kalacağı tazminatlardan kurtulmuş olacaktır.
-Dış hukuk yollarına başvurmaya gerek kalmadan hukukun üstünlüğü galip gelmiş; Ülkemiz de demokrasinin ve insan haklarının kazananı olacaktır.
2015 ülkemize esenlik, barış, huzur getirsin; kutlu olsun!..
Ocak 2015
Faruk KÖPRÜLÜ
ÖZ-DE-BİR Yönetim Kurulu Başkanı